11 Ekim 2015 Pazar

10 EKİM-BAĞIRIN!

 Bir sabah uyandığında gökyüzünde aradığın güneşi bulamayacaksın. Hava puslu ve karanlık olacak.
Yeryüzünden gökyüzüne doğru yükselen ruhlar dolacak etraf. Etrafında zincirlerini kırmaya çabalayan halkı göreceksin. Halka iyi bak. Anca baktığında göreceksin çığlık çığlığa haykıran kalpleri bir o kadar da soğuk kanlı kalpleri. Geride bıraktığın ölü canlar olmayacak. Geri de bıraktığın davaları uğruna ölüsü ve dirisiyle savaşanlar olacaklar. Sen en çok da onlardan korkacaksın. Zaten sen en çok da onlardan korkmuyor musun ? Sen bunu yapan halktan zaten korkmuyor musun ? Geri de bıraktıkların artık daha da kızgın daha da öfkeli. En az sen kadar vahşi. En az sen kadar sana karşı vahşi. Geri de bıraktıkların büyüyor. Korkup kaçmak yerine daha da büyüyor. Daha da sağlam geliyor. Dava devam ediyor. O davaya katılanlar var. Korkuyor musun? Kork.
 Bir sabah uyandığında etrafında barış savunucuları göreceksin. Gencecik pırıl pırıl gençleri. İnsanlara karşı daima güler yüzlü,hedefleri olan,okuyan,çalışan,çabalayan,hayata karşı dimdik durup insanların korkup söyleyemediği düşünceleri kocaman bir cesaretle haykıran gençleri. Düşünen,direnen özgür düşünen gençleri. Sen o gençleri bir gün gözlerini kapatarak harcayacaksın. Vicdanın rahat olacak. Düğmeye basan,emri veren belki sen olmayacaksın ama yandaşçı olacaksın. Sen vicdanını böyle rahat tutmaya çalışırken sokakta yürüyen pek çok insan çanak tutanın, yaptığın yanlış hareketlerinin sonucunu genç insanların çektiğini o halk bilecek. Sen servetine servet katmaya,yaptığın yolsuzluklardan kendini haklamaya çalışırken insanlar alnına kanla yazılmış katil lekesinin asla silinmeyeceğini bilecek.
 Halk susacak mı? Halk susmayacak.Çünkü bağırmak gerekirken susmak vicdanın işi değildir. Günün adı KANLI CUMARTESİ konduğu an halk çoktan kollarını sıvamış olacak!

7 Ağustos 2015 Cuma

bi' kadın kalçası

 İnsanlar yaşlandıkça paranoyak olurdu diye söylenirdi babam.Haklıydı. 20 yaşındayken tek amacın hayatında ki gelecek kaygıların olurdu. Ki ben yaramaz bir kız çocuğuydum. Gelecek kaygısı gütmezdim. Zevk aldığım tek şey sabahlara kadar içmek, Eve geldiğimde bi' köşede kusup kimseye çaktırmadan oraları temizlemekti. Aslında kendi pisliğini kendi temizleyecek kadar da uslu bir çocuktum. Sigara içişime hasta oğlanlar vardı. Bütün vücudumu insanları etkilemek için kullanmaya çalışırdım. Cinsiyeti fark etmeden. Bundan çok büyük bir haz alıyordum. Çünkü insan vücudunun karşındaki insanda bir anlamı olmalıydı. Yaptığın her hareketin bir çekiciliği olmalıydı. Bi' kadının albenisi olmalıydı.
 Ben böyle bi kadındım. Kabulleniyordum bunu. Cinsellik dürtüsü oluşturmayı sevdiğim kadar seksten nefret ediyordum. Benim arzuladığım tek şey çekici olmaktı. Bazen kendi bedenim için bile dürtüler hissediyordum. Ve bunu karşımdaki insan da hissetmeliydi. Benim takıntım da buydu.
  İnsan vücudunun fiziksel her özelliği gibi duygusal özelliği de vardı. Bir erkek bir kadının göğüslerine karşı da duygusal yaklaşmalıydı. Belki de bi kadının kalçalarına aşık olunmalıydı. Kesinlikle benim kalçalarıma aşık olunmalıydı.
  Yaşlanıyorum. Etlerim buruşuyor. Kalçalarım diriliğini kaybediyor. Göğüslerim sarkıyor. Yine de mutluyum. 50 yaşında ki bi kadının da kalçalarına aşık olunabilirdi. Benim de kalçalarıma aşık olunmalı.

21 Şubat 2015 Cumartesi

dantel

 Beyaz çarşaflı yatağımda bir leke bıraktım tüm gece. Sağlam kalan son çay bardağı da çatladı. Doldurdum demlikten içtim dudaklarımın kanamasına aldırış etmeden. Şişmiş dudaklarla sokağa attım kendimi. Havanın aydınlık olmasına aldırış etmeden. Neyi saklayacaktım? Gözlerimin siyahlığını mı? Kanamış şişik dudaklarımı mı? Sararmış benzinimi mi? İnsanlardan neyi saklamam gerekiyordu?
  Kimse beyaz çarşafımı ve yatağın kenarına iliştirdiğim iç çamaşırlarımı görmüyordu sonuçta. Önemli olan onların görülmemesiydi. Yoksa benim ne önemim vardı. Önemli olan o çok severek aldığım siyah dantelli sütyenimdi. Giymeye kıyamadım yatağımın yanına iliştirdim. Fazla çirkindi vücudum giymek için.
  Çarşaflarıma bakmayın. Her gece eskittim. Her gece delirmeme tanık oldu. Biraz renksizdi ruhu. Ama iyi dert dinlerdi. Kurtarmak istedi ama olmadı. Çok çaba sarf etti ama ölümü engelleyemedi. O bembeyaz çarşafa kirli bir leke bırakarak öldüm ben. En çok da buna üzüldüm. Hiç silinmeyecek bir leke. Ben öldüm. Arkamdan bir not bıraktı. O sütyen en çok sana yakışırdı diye.

6 Şubat 2015 Cuma

Bir Plasebo Etkisi: AŞK

Dünyanın en gereksiz şeylerini yapıyoruz. Kendimizi üzüyoruz. Cinayet değil mi bu? Her şey yolunda giderken bir şeylere saplanıp kalıyoruz. Ya da elimizde mutluluk sancağı ile koşarken arkamızdan birinin fırlattığı ok göğsümüze saplanıyor. Çünkü koruma kalkanlarımızı açık bırakıyoruz. Birini sevdiğimiz zaman yeryüzünden siliniyoruz. Tüm o işleri yapanlar ruhsuz bir beden oluyor. Peki ruh o arada ne yapıyor? Kendine acı çektiriyor. İşte cinayet tam da bu. Her sabah uyandığında vücudunu ruhundan çıkarıp bir insanın peşine takmak. Hayatın değişiyor. Yürüdüğün yollar, dinlediğin şarkılar, yürüme tarzın, konuşma tarzın. Sen değişiyorsun. Gözlerin artık daha hareketli çünkü gideceğin her yer de onu arıyorlar. Kulakların hazır da bekliyor sesini duymak için. Onu gördüğünde ne sarılmamak için kollarına ne de sevmemek için kalbine engel olabiliyorsun. Tüm bu güzel duygular içinde sen gidip kendine acı çektirtiyorsun. Çünkü sen hiç gelmeyecek bir adamın ayak izini Kaldırım izlerinde arıyorsun.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Insanlar ve paradigmaları 1

 Insan dedikleriniz kimler? Elinizi uzattığınızda kirli midir? Acaba önce nereye dokundu? Neyi tuttu? İşedikten sonra ellerini ya yıkamadıysa belki de yoğun bir orgazm süreci geçirmiştir diye düşünen ruh hastaları mı? Yoksa o eli tutup insanı yedi kat alta gömen ruhu bozuklar mı? Bu bi hakaret değil. Asla. Nitekim bizde birer şizofreni adayıyız. Belki çoktan sınavı geçmişimdir. Hepimiz iyi insanlarız bakmayın böyle ruhumuzun +18 olduğuna. Sadece öngörülerimiz var. Yatakta olduğu gibi hayatta da. Mesela pahalı bir ürünün daha kaliteli olduğunu düşünmek, pahalı eşyalarla hayatını döşeyen insanların daha entellektüel olduğunu düşünmek gibi. Oysaki entellektüellik bilgi ve birikimdir. Sizin isim arayışında olduğunuz kesimin zaten adı vardır. Sosyete. Her sakallı Kürt, her Kürt ise terörist değil, teröristler de hayvan değil insandır. Bazıları ise bu işe zorla başlatılmıştır. Bunun böyle olmasını isteyen de yukarıdakidir. Aman ha yanlış anlaşılmasın patrondur. Sonuçta dini sorgulamak yobazlıktır. Müslüman olmak ise senin dinine mensup olmayan 12 kişiyi görüşlerinden ötürü öldürmektir(kimilerine göre). Basın özgürlüğüne hiçe saymaktır. İyi bir yönetici ise kendi ülkendeki basın özgürlüğünü görmeden başkalarınınki için yürüyüşe katılmak ve orada sırıtmaktır. Paradigmalardan bir demet...

1 Ocak 2015 Perşembe

Merhaba tüm ötekilere

Soğuk bi koltukta oturuyorum.Yetmiyor kalın giysiler ısıtmaya.Ruhum da ısınmıyor.ötekiyim ben.yarım yok.yarı insan yarı hiç.dudaklarım yarım diye öpmüyorsun dimi beni? Sus. Sus biliyorum. Kalbim yarın diye sevmiyorsun beni. Ardından kapı çarpma sesi kalır.Gitmen gerekmezdi gerçeği anladım diye. Bende gidiyorum.korkma.Gidiyorum,sadece oraya ya da şuraya.Yanına ilişirim sokak kadınlarının, dertlerini dinlerim sıcak çay karşılığında,sıcak bir gülümseme sonrasında. Size bu kadar der kalkar giderim eve,yatağa yatarım yarımı özlerim. Bulanıyor şehir ışıkları. Bulanıyor midem. Bugün de böyle biter. Kustum ve uyandım. Ve aynı güne merhaba., Merhaba içimde bir yerlerdenkalan insana ve tüm ötekilere.

17 Kasım 2014 Pazartesi

bir sabah işçi olmak

hasret çekiyorum
hasretlerin en büyüğü
hasret diyorum size
hasret!
memleket hasreti bu!
bilemezsiniz kalbinizde ki toplumsal sorumluluğu hissetmeden
her gece yatarken vicdanını sorgulamak
halk için vicdanını sorgulamak
her sabah kalktığında: bu gün bir şey yapacağım!
bu gün bu sabaha uyanan ezilmiş,bastırılmış,susturulmuş kesim için bir şeyler yapacağım!
bu sabah bir çiftçiyim
zeytin ağaçlarımı sorumsuz iktidardan koruyacağım.
nereden bilebiliriz ki belki çalmadan kapımızı bir gece kesiverirler ağaçlarınızı 'siz susacaksınız bizde buraya santral yapıcaz' derler
geçim kaynağınızı topraktan kökleriyle sökerler
savunmaya kalkarsın dayağını yersin
nereden bilebilirsin ki?
çünkü sen televizyonlar hayranlıkla izlerken başbakanını,cumhurbaşkanını
başka haberlerin ne önemi olur senin için.
utanmadan derler üstüne bir de proje iptal tarlalar köylülere
bu kadar basit çünkü bir insanın tüm hayatını yerle bir etmek bir gecede
' o güvenlik görevlilerini işten çıkarttık' diye konuşurlar programlara,haberlere
olay kapanmıştır!
uyuyun hadi.
başka bir sabaha...
bu sabah ben bir madenciyim ve bir madenci ailesiyim
zamanında elimde tarlalarım vardı.
kandırıldık
sattık
maden çıktılar
soktular yerin metrelerce altına çalışın dediler
şehrimde pamuğu,zeytini,tütünü bitirdiler
elimi topraktan çekip kömüre buladılar
ailem için dedik girdik altına
eğitim almadık,destek görmedik,can güvenliğimiz hiçe sayıldı
haklılardı
bulurdu daha çok benim gibilerini 
benim gibi yoksulu çok ülkede,devletten destek görmeyen çok 
açlık çeken çok, tokluk çeken de çok 
tokluk çeken rezidanslarda 
açlık çeken maden ocaklarında
öldüm
maden çöktü öldüm
arkamda bir aile bıraktım
ekmek için çalıştım ekmeğimi alamadım
sorumlum kim? 
benim katilim kim? 
beni buna sürükleyen kim? 
benim ve arkadaşlarımın KADERLERİNİ yazan kim?
İşini yapan yok mu bu ülkede? 
İşini adam gibi yapan? 
İşimi adam gibi yapmıyorum
Denetleme kurumları,iş güvenliği uzmanları,çalışma ve sosyal güvenlik bakanı kadar işimi adam gibi yapmıyorum.
Öldük biz.
adına kader dedik.
olsun varsın,örnek olalım.
Hadi uyuyalım. 
Başka bir sabaha...
Ben bu sabah da inşaat işçisiyim
Asıl işim amelelik
hani şu sizin çevrenizde ki insanlara yermek amacıyla söylediniz amele kelimesinin karşılıyım
ama sizin kullandığınız tabir de değil
Taşerona bağlı çalışan evine ekmek götürmeye çalışan bir amele
babam da amele 
küçük kardeşim de 
abim de
evde beş erkeğiz
beşimiz de amele
bu sabah kardeşim 20. kata çıktı
düşmüş dediler
soğukkanlılıkla 
anlam veremedim...
çıktım,bağırdım,suçladım
haklıydım
can güvenliğimiz yoktu
tahta bir iskele kurup güvenlik diyorlar
komik gelmiyor mu size de
çıkıyoruz tüm meydanlara hakkımızı savunuyoruz,bağırıyoruz güvenlik diye
eylemse adı eylem!
biz tüm haklarımızı istiyoruz
taşeron tarafından kullanılmak istenmiyoruz.
'işçinin yanındayız' diyen taşeron sahipleri evlerinde lüks içinde yaşarken
yağmurda çatısı akan,bir ekmek bir soğana tabi bir işçiyi nasıl savunabilir ? 
bir sabah kendi üniversitesinde özgür fikirleri için saldırıya uğrayan öğrenciyim
bir sabah 21 gündür madende bulunamayan bir cesedim
bir sabah elektrik akımına kapılarak ölen bir işçiyim
bir sabah Çukurova da imara açılan bir tarım arazisiyim
bir sabah hapisteki yazarım
bir sabah passolig ile fişlenen taraftarım
bir sabah direnen bir Bedaş işçisiyim. 
bir gece KADER kurbanıyım.